YENİ ALBÜM YOLDA

Tolga AKYILDIZ kullanıcısının resmi

4 yıllık bir aradan sonra yeni albüm için geri sayan Yaşar, Salı günü Vestel Gururla Yerli Konserleri kapsamında Zorlu PSM Ana Tiyatro’da ‘Resim’li Konser’ vermeye hazırlanıyor. Kariyerinde 20 yılı deviren Yaşar’la; Adana’dan, şarkı yazarlığından, yeni albümden, 90’lardan ve tabii konserden konuştuk.

T: Müzikte ‘Adanalılar’ ekolünden söz etmek mümkün mü sence Yaşar? Sen, Feridun Düzağaç, Haluk Levent, Erol Büyükburç, Murat Kekilli, Ümit Besen, Şenyaylar Ailesi, Kurtuluş; diğer taraftan Suna Kan, Ömer Faruk Tekbilek…

Y: Bir etkileşim, müzik iklimi vardı Adana’da. Mesela ben ‘Adanalı Santana’ dediğimiz Kurtuluş’a özenerek başladım. İncirlik Üssü’nün etkisi büyüktü örneğin. Amerikalılarla komşu olduk; plak alışverişi yaptık, müzik konuştuk. Adana’nın pavyonu da çoktur. Pavyondan yetişme ama çok üst düzey müzisyenleri vardır. Evet, bir ekoldür diyebiliriz.

T: 90’larda müzik yapmaya başlayan isimlerin büyük çoğunluğu üretime devam ediyor. Şarkılar dimdik ayakta. Neydi 90’ların sırrı?

Y: 80’li yılların Türkiye’sinin konjonktüründe suskun kalan insanların çocukları 90’larda müzikal bir patlama yaşadılar. 80’lerde müzik dünyasında imkanlar kısıtlıydı. 4-5 tane önemli aranjör vardı ve belirli kişilere hizmet ediyorlardı. Öte yandan 80’lerin 90’lara çok değerli bir müzikal mirası da vardır. 90’ların müzisyen çocukları bu nedenle farklıydılar. Çoğu aynı zamanda iyi şarkı yazarıdır. Özel radyo ve televizyonların da etkisi büyüktür müzikal üretimin gelişip çeşitlenmesinde.

T: Bugün de 90’ların şarkılarıyla şöhreti yakalamış genç isimler var; kolayına mı kaçıyorlar sence?

Y: Kendi şarkılarını da yapsalar, 90’lardan da söyleseler şarkı formlarında ve piyasanın talep ettiği düzenlemelerde sorun var bence. Şarkıların çoğunun intro (giriş) bölümleri yok mesela. Intro yapmaya korkuyor adam. Bir an evvel nakarata koşuyor sonra onu tekrar ediyor. Youtube gibi bir gerçek var çünkü. Intro’yu uzun tutarsan sıkılacak bir sonraki video’ya geçecek diye korkuyor. Öyle olunca da müzik tek tipleşiyor. Duygu az, üretim fabrikasyon oluyor. Niye 90’ların şarkıları cover’lanıyor dersen; bence yeni ve iyi bir şey yapılamayınca en yakın ve kıymetli döneme bakılıyor.

T: Sen de 90’larda ‘Divane’ ile müthiş bir çıkış yaptın. Ünlü olmadan önce beslenilen kaynaklar ünle beraber tükeniyor mu bir şarkı yazarı için? Bir tıkanma oluyor mu?

Y: Şöhret hayatıyla birlikte üretim azalıyor. Bitme tehlikesi bile var. En iyi şarkıları ilk albüme, elinde kalan diğer iyileri ikinci albüme, oradan kalanı üçüncü albüme koyarsın. Benim üçüncü albümden sonra üretimim çok yavaşladı çünkü sürekli sahneye çıkıyordum. Hayatın sahnede geçiyor, bir şey yaşamadan nasıl iyi şarkı yazacaksın. Mesela benim bahar aylarında çıkacak albümümde Murat Güneş’in bir şarkısı var; ‘Martılara simit attım…’ diye başlıyor. Ben öyle bir şey yapmayalı 20 sene oldu. Bir süre sonra mecburen Yaşar diye bir markanın çalışanı oluyorsun. Ben genel müdürüm; orkestra var, menajer var; daha bir sürü insanın ekmeğini veriyorsun. Bunlar sanatsal üretimi yavaşlatan şeyler. Aslında bir şirketsin sen.

T: Yeni albüm pek yakında geliyor, çok bekledik değecek mi?

Y: Murat Güneş bana 10 şarkıyla geldi. Albümü resmen bitirmiş. Hepsi de bana özel yazılmış şarkılar. Benim albüme koymayı düşündüğüm şarkılardan çok daha iyiydiler. 9 şarkı Murat’ın, 1 şarkı benim 1 şarkı da Alper Arundar’ın. Sound olarak daha fazla elektronik ses kullandım. Çok akustik bir albüm değil. Pop sound’una yakın düzenlemeler istedim. Volümlü olsun istedim. Radyoda çalındığı zaman benden daha zayıf bir vokalin benden daha güçlü duyulmasına dayanamıyorum açıkçası.

T: İddialı mısın? Albüm patlayacak gibi geliyor mu sana…

Y: İddialı olduğum konu şu: Bu albümle birlikte Yaşar Müzik’i kurdum. Kendi şirketimi kurmak bana bir özgürlük getirdi. Bundan böyle daha rahat hareket edeceğim. Artık iki albüm arası 4-5 sene beklemek zorunda kalmayacağım, yaptığım işi sıcağı sıcağına paylaşacağım. Şarkılar patlar mı patlamaz mı orasını hiç düşünmedim. Çünkü o benim dışında olduğum bir rekabet biçimi. Yapılması gerekeni yaparım gerisini dinleyiciye bırakırım.

T: Salı günü Zorlu PSM’de özel bir konser vermeye hazırlanıyorsun, ‘Resim’li’ymiş galiba…

Y: Kısa süre önce Zorlu PSM’de Drama Sahnesi’nde bir konser yaptık. Biletler çıkar çıkmaz tükendi. Şimdi Ana Tiyatro’da bir konser daha vermemi istediler. Evet, konser ‘Resim’li’. Ben şarkılarımı söylerken dünyaca ünlü ressamımız Ertuğrul Ateş de sahnede şarkılardan ilham alarak bir resim yapacak. Çok zengin ve güçlü bir orkestrayla çıkacağım. Sevilen şarkılarımı Latin tarzda aranje ettik yeniden. Buena Vista Social Club sound’unu düşün onu Rachid Taha’ların Khaled’lerin sound’uyla birleştir, öyle bir sound çıkardık ortaya…

Tarih: 
20 Şubat 2017
Tasarım & Geliştirme Tasarım & Geliştirme | magicleaves